Seni anlatabilmek Seni.Seni sevebilmek, Seni yaşamak…

Seni anlatabilmek Seni.Seni sevebilmek, Seni yaşamak…


Ne kadar gaflette ve bir o kadar da hüsranda olduğumu yazmayacağım bu sefer.Pişmanlıklarımın nereye ulaştığından bahsetmeyeceğim, hatalarımdan,yanlışlarımdan dem vurmayacağım.Biliyorum benim suçlarım çok, Sana bakacak yüzümde yok, Sana, ne anlatabilirim onu da bilmiyorum, rüyalarıma gelmeyeceğini de biliyorum.Bütün bunların ötesinde emin olduğum bir şey var ki ben Seni, kimseyi sevmediğim kadar seviyorum.

“İnsan hiç tanımadığı birini sever mi acaba?” diye başlayan sorular çöreklense de beynime “Seni seviyorum” her şeye cevap vererek.O kadar eminimki bu sevgiden akan yaşımda, damarımda dolaşan kanımda, kalbim de, her yerde izin varmış gibi.Biliyorum ki Sen de bizi seviyorsun.Hatalarımıza, eksikliklerimize, sana mahçup düşmemize rağmen “ümmetim ümmetim” deyişinden biliyorum sevdiğini.

Seni yazmaya çalışan kalemler her noktada bir elif gibi doğrulup, bir dal kadar, kaf kadar, nun kadar eğiliyor.Sahabelerine dönüp “ öyle bir zaman gelecek ki beni görmeden de çok sevecekler” demiştin.Sahabeler duyunca üzülmüşler, imrenmişlerdi, şimdi ben onlara imreniyorum Sultanım.Seni gören gözleri, konuşan dilleri, elinden tutan çocukların ellerini kıskanıyorum.”Ah seni gören bir göz de ben olsaydım “ diye eşlik ediyorum şaire.

Sonra bir yıldız kayıyor güpe gündüz.”Gündüz yıldız kayar mı?” deme bana, kayıyor işte.İşte o yıldız Seni sevmemi, daha fazla sevmemi fısıldıyor usulca.

Seni sevmek istiyorum Bilal kadar.Siyah Bilal, kapkara Bilal kadar, yüreği güneşten aydınlık, aydan parlak Bilal kadar.Kızgın kumlarda üstüne taş bastırılınca yüreğinin sıcaklığından hiç bir şey kaybetmeyen Bilal gibi sevmek istiyorum Seni.

Bütün kadınlar, goncası olduğun Hatice’yi kıskanıyor şimdi.Ciltler dolusu kitaplar yazılsa da Senin ona sevgini anlatamayacak kadar olan sevgini biliyor bu yazan eller.İyi ki Aişe kıskanmış Hatice’yi diyorum içimden.Yoksa nerden bilecektim Senin o kadar sevdiğini ve gerçekten o kadar birisinin sevilebileceğini.Eğer aşka, sevgiye, fedakarlığa inanıyorsam bil ki Senin sayendedir.

Keşkeler geçiyor içimden trenin rayları ezer gibi çıkardığı seslerle ve altında ezilen benim bu sefer.Keşke Zeyd gibi dimdik durabilsem diyorum.Pazarlarda satılan, saraylara layık köle Zeyd.Tüm sıkıntılı anlarında senle beraber olan, cefakar, vefakar, Taif’te ki çocuklar Seni taşlayınca “yapmayın, etmeyin, O’na atmayın bana atın” diye önünde siper olan, kan revan içinde kalan, Sana bir iğne batmasına dahi gönlü razı olmayan Zeyd.Toza toprağa bulanayım, çamurlar gelsin üstüme ama Zeyd kadar yüreğim olsun ve o yürekle seveyim Seni.Taif dönüşü asma bahçesinde dua edişin kadar hüzünlüyüm şimdi, Seni sevebilmenin yollarını ararken ve yol göster diye niyaz ederim içten içe Rabbime.
Ali kadar olamayacağımı bile bile çocuk Ali olmaya talibim.Sen çöllerde yürürken, yatağına yatan, müşriklerin kapıya dayanmasından dahi korkmayan çocuk Ali kadar sevebileyim Seni.

Ya Ebubekir..Dost Ebubekir, sıddık Ebubekir.”Evimde sadece Peygamber sevgisini bıraktım” diyen, adını her andığımda gözyaşlarımın gözlerime hucüm ettiği dost timsali, arkasına yaslanıp güvenebileceğin, “O söylemişse doğrudur” diyerek senin yanında olan, şüphenin tohumunu dahi yüreğine salmayan, mağarada yılana ayağını feda eden, yine de Sana bir şey olmasından korkan, “Mahzun olma! Muhakak ki Allah, bizimle beraberdir” ilahi sözüyle teselli olan Ebubekir.Ne çok isterdim Seni Ebubekir gibi, sadece senin sevgini azık edinerek, dost gibi sevebilmeyi.

En az süt kardeşin kadar, Hâris kadar geç kalıyorum Sana.Senin safında olmayan Hâris, Sana yüzünü dönen Hâris.Gecenin karanlığından bir iplik gibi sıyrıldığı bir anda Sana koşan Hâris gibi koşmak istiyorum Sana ve onun gibi utançla, başımı öne eğerek Senin yanında durmak istiyorum.Biliyorum kovmazsın huzurundan, biliyorum gene seversin, utangaçlığımı, ezilmişliğimi yüzüme vurmazsın.Bir Hâris yüreğiyle, ardında Ebu Süfyan’ı bırakan bakışlarla yanına gelip hiç sevemediğim kadar çok sevmek istiyorum Seni.

Hasan ile Hüseyin’in namazda sırtına binmeleri, Seninse düşmemeleri için saatlerce başını kaldırmaman geliyor aklıma.Bütün çocukları sırtıma alıp ezilmek istiyorum altında, secdelere kapanmak ve sevgin iliklerime doluncaya kadar kaldırmamak başımı.Şimdi önlerinden çocuk geçse heybetlenen babalar aklıma geliyor boynum bükülüyor Sen düşüyorsun aklıma gene “olur diyorum, O yapmışsa olur, mutlaka olur” diyorum.İçim ferahlıyor Seni düşünmek bile huzur veriyor.

Edep timsali iki nurlu Osman, hiç bir şeyden korkmayan, Senin karşında gözyaşları katre katre olan, üzüntüsünden, senden ayrılmanın verdiği hüzünden ölümünü bir türlü kabullenemeyen Hattapoğlu Ömer’in sevgisine imreniyorum bir tarafta.Seni onlar gibi sevebilmek için ediyorum şimdi tüm dualarımı Rabbime.

Uhud savaşında yanından ayrılmayan, verdiğin okları “At Sa’d anam babam sana feda olsun” diyerek başka kimse için bu sözleri kullanmadığın Sa’d Ebi Vakkas gibi sevmek istiyorum seni.

Dizinin dibinde bir sahabe daha.Sen gelmeden önce Seni seven, bilen, bekleyen Said Bin Zeyd.Haksızlığa gelemeyen, ömrü Hak peşinde koşmakla geçen Zeyd.Bana Zeyd’in kararlılığından bir parça ver Seni sevebilmek için.

Uhud eteklerinde bir yıldız daha.Seni korumak için oklara, kılıçlara kendini siper eden ve sonunda bir kolu çolak olan Talha Bin Ubeydullah gibi kollarımı feda edebilseydim keşke sana.Müşrikler onu iplerle bağlayınca zerre kadar imandanından bir şey eksilmeyen Talha kadar sevmek isterdim seni.

Senin gibi yetim ve Zübeyr Bin Avvam.Sana geldiği için, Senin sevgine talip olduğu için dövülen, azarlanan,asılan, ateşlerde yakılan, dumanlara gelen, olmadık işkencelere tabi tutulan Zübeyr.Çektiği hiçbir acının ardına bakmadan Mekke’de Allah için ilk kılıç çeken Zübeyr.Bir Zübeyr kıvılcımı düşür kalbime Rabbim ve ben o kıvılcımla Senin Sevgilini daha çok seveyim.

“Ümmetimin içinde en emini Ebu Ubeyde’dir” diyerek Senin iltifatına mahzar olan Ebu Ubeyde Bin el-Cerrah.Senin sevginin ağırlığıyla bedir’de babasını öldüren, uhud’da Senin yüzüne batan miğfer parçalarını dişleriyle çekerken ön dişleri kırılan, Sana itaatte örnek insan, “Eminü’l Ümme” diye övülen, Herakleios’a “elveda Suriye” sözünü söylettiren cesur savaşçı Ubeyde.Seni sevebilmek için, bana Ubeyde’nin sevgisinden, itaatinden bir damla damlat yüreğime.O damlayla okyanuslar kadar seveyim Seni.

Gördüğü işkencelere dayanamayıp hicret yollarında yürüyen bir yıldız, Abdurrahman İbn Avf.Malını mülkünü bağışlayacak kadar cömert, “Cenab-ı Allah bana öyle bir nimet verdi ki, bir taşı bile bir yerden kaldırıp başka yere koyduğumda sanki altın oluveriyordu” diyen ticaret uzmanı, Senin ilk defa arkasında namaz kıldığın, Sa’d Bin Ebi Vakkas’ın cenazesini taşırken “ey koca dağ” dediği Avf.O koca dağdan istediğim ufacık bir tozdur benimkisi, Seni sevebilmek için.

Mekke’nin en yakışıklısı Mus’ab Bin Umeyr.Üzerine titrenen, en güzel elbiseleri giyen, herkesin hayranlıkla baktığı, nimetler içinde yüzen, ilahi çağrıyı duyunca herşeyi elinin tersiyle itip Sana koşan, Senin bayraktarın Mus’ab.Meleklerin bile Mus’ab olduğu , imrendiği, Seni hüzne boğan sadakatli Mus’ab.Zenginlik içinde yüzerken, örtecek bir kefeni bile kalmayan Mus’ab’ın yüreğinden bir set aç, akıt bana.Aksın ki, gözüme güzel görünen bütün dünyalıklar anlamını yitirsin, en güzel anlamını kazanmak için.

İşkencelere dayanamadığı için dilinden istemediği sözler dökülen, Senin huzuruna varınca gözyaşları arasında Sana sarılmak, göğsünde teselli bulmak isteyen Ammar Bin Yasir.”Kalbinin ne hissettiğine bak” diyerek ruhuna ışık verdiğin, yüreğine ferahlık kattığın Ammar.Bana da ver o huzurdan, bana da söyle “kalbimin ne hissettiğinin önemli olduğunu”.Yaptıklarıma, hareketlerime bakma ne olur, kalbimin ne hissettiğine bak, Seni sevmek için tutuşan yüreğime bak.

“Gökteki yıldızlar gibidir” demiştin ashabın için, sımsıkı tutunuyorum, iki elimle asılıyorum o yıldızlara.

Herşey Seni daha fazla sevebilmek için.
Ne olur Seni sevmeyi öğret bana.
Rabbim, ne olur “eğer Sen olmasaydın alemleri yaratmazdım” dediğin Sevgililer Sevgilisini, güller Gül’ünü sevmeyi öğret bana.
O’nu kalbime koy, ta derinlere kadar…

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !